Montaigne, bir denemesinde bir dükkandan söz eder. Gündelik hayatın gürültüleriyle dolu, alıs veris yüklü bir dükkan... Ve biz oradan oraya, bir müsteriden ötekine kosan, isi basından askın bir tezgahtar yada dükkan sahibiyizdir. Gün boyunca telaslı kosusturmalarda bulundugumuz bu dukkandan bizim saadetimiz olabilir mi ?
Hayır! Dükkanın arkasında tamamen bizim kücük bir cennetimiz olmalı; zaman zaman oraya sıgınmalı, gerçek hüriyetimize kısa aralıklarla da olsa oradan oraya kavusmalıyız. Hay huyla geçen zamana inat biraz mola ise dileginiz, dingin, sessiz huzurlu bir tatilse isteginiz; sizleri PATARA' ya FERAH HOTEL'e davet ederiz. KONUGUMUZSUNUZ!....
PATARA
Anadolu uygarlıklarından Likya'nın önemli limanlarından biri olan Patara, doğanın cömert davrandığı bir bölgede yer alıyor. Çölü anımsatan kumları, tertemiz denizi ve çam ormanlarıyla ünlü yöre, bünyesinde birçok sürpriz saklıyor. Patara antik kenti, 15 kilometre boyunca devam eden sahil bandının hemen gerisinde kurulmuş. Tiyatro, su kemerleri, anıt mezarlar, lahitler ve kilise, arkeolojik çalışmalar sonucunda gün ışığına çıkarılanlardan. Fakat kentin büyük bir bölümü, rüzgarlarla bir yerden bir yere taşınan kumlar altında saklı.
Kum taşınmasını önlemek amacıyla geliştirilen bir proje dahilinde iklime uygun dikilen akasya ve bitki türleri bölgeye ayrı bir güzellik katarken; koyu pembe çiçekli zakkumlar ve çam ağaçlarıyla bütünlük sağlıyor.